Spor Sakatlanmaları

Ülkemizde spora olan ilgi arttıkça, beraberinde spor kompleksleri de artmıştır. Ancak birçok spor merkezinde yanlış yönlendirmeler nedeniyle spor yapmak adına bilinçsiz bedensel zorlamalar nedeniyle ortopedi polikliniklerine gelen spor sakatlığı geçirmiş kişi sayısı da artmaktadır.

 

Sağlıklı olmak için spor yaparken sağlığımızdan mı oluyoruz?

İnsan bedeni belli sınırlamalar içerisinde yapısal özellikleri sayesinde hareket edebilmekte. Hareket edebilen bir varlık olması sebebi ile de ihtiyacı olan sistemin sağlıklı çalışmasında temel faktörün aktivitesinin sürekli olabilmesini sağlamaktır. Düzenli olarak yapılan bu fiziksel aktiviteler bedenimize sağlıklı olma şansı tanımaktadır. Bu sportif aktiviteler sırasında zaman zaman sakatlıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Günümüzde, bu sorunların oluşmasının engellenmesi veya tedavisi ile ilgili tecrübelerimiz de artmıştır.

 

Spor aktivitelerine başlamadan önce yapılması gerekenler nelerdir?

Bir spor aktivitesine başlamadan önce vücudumuzun kapasitesini iyi belirlemek gerekir. Anatomimizin özelliklerini tanımamız sakatlıkların oluşmasında engelleyici temel faktördür. Bu nedenle her kişinin kendi özelliklerine göre bir egzersiz programı oluşturması zorunludur. İnsan anatomisinde bilindiği gibi hareket kas, iskelet, eklem ve bağların birlikte çalışması sayesinde gerçekleşmektedir. Uygulanan sportif aktivitenin etkilediği bölgeye göre de birtakım sakatlıklar ortaya çıkabilmektedir. Sakatlıklar içerisinde, kasların yapısal ve fizyolojik özelliğini bozan yırtıklar yada kontüzyonlar ilk sırada yer almaktadır. Özellikle adale çekmesi olarak halk arasında isimlendirilen yaralanmaların nedeni bu grup kasların spor öncesi yetersiz esnetilmesi ve egzersize edilmemesidir. Hangi spor dalı olursa olsun sadece hedefe odaklanmak doğru bir yaklaşım değildir. Bir basketbol oyuncusunun hedefi topu potaya sokmak olarak bilinse de, aslında bunu sağlayan birçok mekanizmanın iyi çalışır olması gerekir. Günümüzde spor okullarında, kulüplerde spora başlayan gençlerin öncelikle kas kuvvetlerinin yeterince oluşturulmaması ve vücut için zorunlu olan ısınma sürelerinin çok kısa tutulması nedeniyle yaralanmalar çok sık karşımıza çıkmaktadır. Bunda neden olan temel faktör spora gerekli önemin verilmemesi ve yeterli zaman ayrılmamasıdır. Kas yaralanmalarının diğer bir tipi ise kasların kiriş haline geldikleri ve kemiklere yapışma yerlerindeki sorunlardır. Bu bölgedeki yaralanmalar sıklıkla kasık bölgesinde görülmektedir. Şiddetli kasık ağrısı ile başlar ve sporcunun tüm kalça hareketlerini etkileyebilmektedir. Bu tür yaralanmalar kasın normal kapasitesi üzerindeki aşırı gerilmeleri ile ve hareketin şiddeti ile bağlantılıdır. Bu tür sorunların oluşmasına engel olabilmek için bu tür bölgelerin düzenli ve yeteri kadar esnetilmesi gereklidir. Kas yırtıklarında veya kiriş zorlanmalarında temel tedavi, istirahat ve soğuk uygulamadır. Yaralı bölgenin tam istirahati sporcunun yapmış olduğu spordan uzak kalmasına neden olacaktır. Ancak bu sayede iyileşme sağlanılabilir ve istirahat süresi sonrasında, kuvvetlendirme, esnetme ve takiplerinde rehabilitasyon ile tedavi sağlıklı sporcunun aynı aktiviteyi devam ettirmesi ciddi katastrofik sonuçlara yol açar ki geri dönüşü olmayan sorunlar ve kalıcı sakatlıklar ortaya çıkar.

 

En sık karşılaştığınız endikasyon ve tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?

Spor merkezlerinden gelen şikâyetlerin başında diz ön ağrısı ilk sıradadır. Spor aletlerinin bilinçsiz kullanılması sonucu diz bölgesinde kıkırdak sorunları pik yapmıştır. Diz kapağı ardındaki kıkırdak sorunlarının artması özellikle uygun adale kuvvetlendirmeleri yapılmadan koşu bantlarında egzersiz yapılması ve spin bisikletlerde kişilerin zorlanması neden olmaktadır. Öncelikle yeteri kadar dizüstü adale gruplarının kuvvetlendirilmesi sonrasında bu tür cihazların kullanımına izin verilmesi uygun olacaktır. Koşu bantları yerine dış mekânda tartan pistlerde yürüme ve koşma egzersizleri daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Yine bu tür koşu ve yürüme egzersizlerinden önce yeterince süre ve tekrarda ısınma ve esneme hareketlerinin yapılması zorunludur. Burada spor eğitmenlerine çok önemli görevler düşmektedir. Diz eklemi kıkırdak sorunlarının tedavilerinde birincil rol yine bu kas gruplarının kuvvetlendirilmesidir. Egzersizlerin düzenli ve istikrarlı yapılması kıkırdak kayıplarını en aza indirmektedir. Bir takım kişisel genetik faktörleri bir kenara bırakırsak kıkırdakların sağlıklı olabilmesi eklem çevresindeki kas ve bağ yapıların sağlıklı ve kuvvetli olmasına bağlıdır. Zaman zaman kas egzersizleri yanında bazı olgularda kıkırdak yapıyı destekleyen bir takım medikal ürünlerin kullanılması (Ca, D vit, Mg, Zn ve diğer kıkırdak destek ürünleri-hyalüronik asit, glucozamine, condroitin, resinoid) iyi sonuçlar verebilmektedir. Bu ürünlerin tek başına egzersiz yapılmaksızın yarar sağlamasını beklemek yanlış olur. Kıkırdak dokuda yıpranmayı azaltmadan sadece bu tür destek ilaçlarla tedavi uygun değildir. Egzersizler yıpranma ve kaybı azaltmakta, medikal destek ürünler de kıkırdak yapımı ve kalitesini arttırmaktadır. Ancak tüm bu tedavi yöntemleri yanında koruyucu sportif aktivitelerin insan yaşamında olması önemlidir.

 

Bağ ve eklem zorlanmalarına dayalı spor sakatlanmalarında tedavi nasıl olmalıdır?

Spor sakatlıkları içerisinde yine oldukça sık görülen sorunlardan birisi bağ ve eklem zorlanmalarıdır. Bağ yırtıkları sıklıkla diz ekleminde ve ayak bileği ekleminde görülmektedir. Diz ekleminde ön çapraz bağ ve iç yan bağ en sık yaralanan bağlardır. Kayak sporu, voleybol, basketbol, futbol ve hentbol gibi sportif aktivitelerde sıklıkla ortaya çıkmaktadır. İç yan bağın izole yırtıklarında genellikle brayslerle tedavi yapılmaktadır. Akut dönemde buz ve 3 haftalık dizlik uygulamaları yanında medikal tedavi ve egzersizler ardından fizik tedavi ve rehabilitasyon ile tedaviye devam edilmektedir. Ancak ön çapraz bağ yaralanması cerrahi tedavi gerektirmektedir. Artroskopik yani kapalı sistem diz cerrahisi yöntemleri ile ön çapraz bağ tamirleri yapılmakta ve sporcu ağır sporlar için 6. ayında, hafif sporlarda ise 3. veya 4. ayında spora dönebilmektedir. Sonuçları oldukça yüz güldürücü olan bu cerrahi uygulamalar tüm dünyada yaygın olarak yapılmaktadır. Bu tür yaralanmalarda kemik kalitesini arttıran yine kıkırdak doku desteği sağlayan medikal ürünler (Ca, D vit, Mg, Zn ve diğer kıkırdak destek ürünleri-hyalüronik asit, glucozamine, condroitin, resinoid) ve mineraller de destek tedavide yerini almaktadır.

 

Uzun süreli tedavi gerektiren sakatlanmalar nelerdir?

Ayak bileği yaralanmalarında bağ yırtıkları tedavide sorunlu olan yaralanmalardır. Doğru ve zamanında tanı koymak çok önemlidir. Ayak bileği hareketlerinin durdurulmasını gerektiren bağ yırtıkları alçılama veya stabilizör splintlerle sağlanmaktadır. Tedavi süresi bağın yırtık tipi ve yerine göre değişmektedir. Tespit süresi sonrasındaki fizik tedavi ve rehabilitasyon çok önemli bir yer tutar. Özellikle propriosepsiyon egzersizleri ayak bileğinin gelecekteki sportif faaliyetlerdeki rolünü etkilemekte olup bu tür egzersizlerin verilmediği bir tedavi protokolü başarısız olacaktır. Bu nedenle ayak bileği burkulmaları veya bağ zedelenmelerinde sporcuyu ortopedistin mutlak görmesi gereklidir. Bu bölgedeki bağ yaralanmalarında cerrahi tedavi nadiren gerekmektedir. Bu tür yaralanmalarda diğer önemli bir konu da bilekteki kıkırdak dokunun burkulma sırasında zedelenebilir olması ve bunun sorunlarının daha ileri tarihlerde çıkıyor olmasıdır. Bu sebeple sporcuların bu tür yaralanmalardan en az 3 ay ve 6 ay sonrasında bilek kıkırdak yapısının değerlendirilmesi amacıyla tekrar bir ortopedist tarafından görülmesi şarttır.

Ayak bileğinde sürpriz sakatlıkların önlenebilir olabilmesi ancak yakın takip ve uygun tedavi ile mümkün olacaktır. Önemsiz gözüken bilek yaralanmaları kalıcı hasarlara dönüşebilir.

 

Başka ne tür spor sakatlanmaları olmaktadır ve önerileriniz nelerdir?

Spor sakatlıkları omuz ekleminde bağ yaralanmaları veya çıkıklar şeklinde de görülmektedir. Omuz, eklem yapısı gereği çok hareketli bir yapıya sahiptir. Bu hareketini sağlayan bağ ve destek sistemindeki bir yetmezlik ciddi sakatlığa yol açabilmektedir. Bu nedenle egzersizlerin en çok olumlu etkilediği bir eklemdir. Kas ve tendon yapısının geliştirilmesi sayesinde stabil ve güçlü bir omuz eklem yapısı elde etmek spor aktivitelerinde başarıyı da beraberinde getirir. Bu bölge egzersizlerinde en değerli aktivite yüzme olup tüm omuz çevresi kaslarını egzersiz etmektedir. Bu nedenle spor aktivitelerinde yüzme egzersizlerini de programa dahil etmek zorunludur. Omuz yanında el bileği, el yaralanmaları ve özellikle parmak yaralanmaları da sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu yaralanmalardan korunmak için üst ekstremite egzersizleri düşük ağırlıkla uzun süre yapılan teknikler değerlidir. Yüksek ağırlık kaldırarak eklem ve kıkırdak yapıları zorlamak önerilen bir uygulama değildir. Kas kitlesinin büyütülmesi amaçlı birtakım destek likit ve non-medikal ürünlerin kontrolsüz kullanılması çok tehlikeli sonuçlar çıkarabilir. Bu konuda bilinçli olmalı, kullanılmak istenen bu destek ürünlerin özellikleri çok iyi bilinmeli ve hekim dışında yapılan önerilere uyulmamalıdır.

Özellikle vücut hareketlerinin aktif olarak katıldığı spor egzersizlerde omurga ve çevresindeki yapılarda görülen sakatlıklar arasında adale spazmları ve spinal fıtıkların oluşabileceği unutulmamalı ve bu tür sorunların engellenmesi amaçlı sırt ve bel kas kuvvetlendirmelerin tüm sportif faaliyetlerde yer alması esastır. Bu nedenle hangi sportif faaliyet yapılırsa yapılsın, omurga egzersizlerinin programa alınması, kas kuvvetlendirme ve omurga çevresi kasların esnetilmesi amaçlı egzersizlerin yapılması, tüm vücut sağlığı açısından çok önemli bir yer tutar.

Yukarıda özetlemeye çalıştığım spor sakatlıklarının oluşmasını engellemek, sağlıklı düşünmek ve sağlam bir vücut elde etmek için düzenli ve kontrollü egzersizlerin yapılması, olası sorunlarda mutlaka bir ortopediste danışılması gereklidir. Tüm spor aktivitelerinizde sakatsız ve sağlıklı, zinde bir vücut dilerim…