Probiyotik Ve Kadın

Ürogenital sağlık; cinsel temasla bulaşan hastalıklar, mesane ve idrar yolları, erken doğum gibi patolojilerin ortaya çıkmasında büyük önem taşır.

Ürogenital enfeksiyonlar, kadın popülasyonun doktor ziyaretinde bulunduğu en sık nedendir. Vajinal floranın bozulması sonucunda burada üreyen bakteriler yüzünden kaşıntı, vajinal akıntı ve enfeksiyon, idrar yaparken yanma problemleri sıklıkla görülür. Tedavi için tek başına antibiyotik kullanıldığında kısa vadede başarılı olunur. Ancak antibiyotikler zararlı bakterilerin yanında yararlı olanları da öldürdüğünden uzun vadede şikâyet devam edebilir. Vajinal sorunların çözümü için en etkili yöntem; vajinal florayı sağlıklı hale getirmektir. Bunun yolu da dost bakteri olan probiyotik tedavisinden geçmektedir. Bozulan flora dengesini yerine getirmek için, doğal besinlerden alınan probiyotikler tek başına yeterli değildir. Tedavinin başarısı, ağız ve vajina yoluyla alınan probiyotik ilaç kullanımı ile sağlanabilir.

Probiyotikler, insanın dünyaya gelişinden itibaren edindiği ve sağlıklı bir flora geliştirilmesinde hayati rol oynayan mikroorganizmalardır. Bu bakteriler, ürogenital sağlığın devamını sağlamakla beraber ishal, üst solunum yolları enfeksiyonları, böbrek taşlarının önlenmesi gibi alanlarda koruyucu mekanizma olarak rol oynamaktadır. Dünyada 1 milyar üzerinde kadın, her yıl idrar yolları ve mesane enfeksiyonları nedeni ile tedavi almaktadır. Özellikle Kandida, Bakteriyel Vaginozis ve HIV enfeksiyonlarında hızlı bir artış gözlenmektedir. Bu enfeksiyonlar, kadın sağlığı ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Bakteriyel Vaginozis enfeksiyonlarının flora kaybı üzerine ortaya çıkması, bu enfeksiyonun yaygınlaşarak özellikle erken doğumlara yol açması, anne çocuk sağlığı açısından önem taşımaktadır.

Gastrointestinal sistem; flora kaybı sonucu oluşan dengesiz mikrobik ortam, sindirim sistemi bozuklukları ile beraber yakın komşuluğunda bulunan vaginal ve üretral florayı da etkileyerek zincirleme enfeksiyonlara neden olmaktadır. Dünya üzerinde maalesef her 15 saniye ara ile bir çocuk ishal nedeni ile hayatını kaybetmektedir.

 

VAJİNA DOSTU LAKTOBASİLLER

Alt genital sistem içerisinde çok sayıda mikroorganizma olduğu bilinmektedir. Dış ortama açılması, 36-37 C ısısı ve ışık, havalanma açısından zayıf olması nedeni ile patojen bakteriler dahil birçok bakteri için uygun bir üreme ortamı oluşturur.

Buna rağmen bu enfeksiyona uygun ortam, sağlıklı kadınlarda sorun çıkarmadan ve yaşam kalitesini bozmadan uyum içinde kalabilmektedir. Bu sağlıklı uyum mekanizması zararlı olmayan, aksine vagina florasını düzenleyen yararlı birtakım bakteriler tarafından sağlanmaktadır. Bu bakteriler içerisinde en önemli olanı hidrojen peroksid üreten Laktobasiller’dir. Laktobasiller, vaginal ortamı asit taraſta tutarak (pH: 4-4,5) birçok patojen mikroorganizmanın üremesini engeller. Anaerobik bakteri olan Bakteriyel Vaginozis (BV) vajinal asiditeyi bozarak pH yükselmesine neden olur. Bu şekilde vaginal pH değişiklikleri ve ortamın bozulması zararlı bakterilerin ve mantarların üremesine uygun ortam sağlar. Bu ortam gebe ve gebe olmayan kadın popülasyonunda istenmeyen yan etkilere neden olabilmektedir.

 

GEBELİK / MENOPOZ / ADET DÖNEMİNDE RİSK ARTAR

Bakterilerin oluşturduğu yararlı floranın oluşmasında, vajinal epitelyum ve seks steroidlerinin rolünü unutmamak gerekir. Vajinal örtücü epitelyum, östrojen hormonu etkisi altında prolifere olmakta ve ovulasyonu takiben oluşan progesteron etkisi ile olgunlaşarak vajinal alana dökülmektedir. Glikojenden zengin bu dökülmüş matüre epitelyum hücreleri, ortamda bulunan Laktobasiller tarafından parçalanarak asit ortam ve pH 4-4,5 civarında tutulmaktadır. Diğer bakış açısıyla hormonal dengesi bozuk olan, yumurtalık fonksiyonları düzenli olmayan olgularda; vajinal hücre maturasyonu sağlıklı gelişmeyecek ve vajinal pH dengede kalamayacaktır. Bu nedenle postmenopozal kadınlarda östrojen azlığına bağlı oluşan atrofik vajinit güzel bir örnektir. Vajinal pH değişikliklerinin en sık olduğu fizyolojik dönem, adet kanamasının oluştuğu siklus günleridir. Adet süresince yükselen serum östrojen seviyeleri, aynı anda endometriyal ve vajinal proliferasyonu başlatmaktadır. Endometriyal proliferasyon kanamanın durmasını, vajinal proliferasyon ise bozulan pH değerlerinin restorasyonunu sağlamaktadır.

Vajinal sağlık ve hijyende Laktobasil hakimiyeti ve hormonal desteğin senkronize çalışması büyük önem taşımaktadır. Sık tekrarlayan vajinal enfeksiyonların temelinde, bozulmuş vajinal pH ve hormonal dengenin araştırılması gereklidir. Antibiyotik, akut enfeksiyonların tedavisinde tartışmasız ilk seçenektir. Sık tekrarlayan veya kronik vajinal enfeksiyon tedavisinde antibiyotik tedavisine eşlik eden veya sonrasında kullanılan probiyotik tedavisi gerekli olacaktır. Özellikle adet esnası ve sonrası dönemlerde probiyotik tedavisi ile vajinal pH restorasyonu çok önemli bir destektir. Hormonal dengesizliği olan olgularda vajinal epitelyum direncini artırmak amaçlı endokrin patolojinin tedavisi başarıyı artıran faktörlerden biri olacaktır.