Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi

Kognitif terapi, bir uyaran varlığında ortaya çıkan duygu, düşünce, davranış ve fizyolojik tepki kalıbının, uyaranın yorumlanmasıyla bağlantılı olduğunu ileri sürer; kişinin yorumları esnetilebilir ve farklılaştırılabilirse tepki kalıbının da değişebileceğini öngörür.

 

Hocam akademik kariyeriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ankara’da, 1962 yılında doğdum. TED Ankara Koleji’ni bitirdikten sonra 1981 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim; 1987 yılında A.Ü.T.F, Psikiyatri Bölü- mü’nü kazandım ve 1992 yılında uzman oldum. Psikiyatri Uzmanlık eğitimim sırasında Iowa Üniversitesi’nde psikiyatrik araştırma eğitimi ve Crownsville Hospital Center’de klinik psikiyatri eğitimi aldım. 1995 yılında USMLE sınavlarını başarıyla tamamlayarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde hekim olarak çalış- ma hakkını kazandım. 1996-1998 yıllarında hem Berkshire Medical Center psikiyatri kliniğinde çalıştım hem de Massachusetts Üniversitesi kadrosunda, konsültasyon liyezon psikiyatrisi üst-ihtisası yaptım. 1998 yılında Ankara Üniversitesi’ne döndüm. 1999 yılında psikiyatri doçenti oldum. 2000-2003 yılları arasında idarecilik yaptım. 2006 yılında psikiyatri profesörü oldum. 2009 yılında Ankara Üniversitesi’ndeki görevimden emekli olarak tam gün kendi muayenehanemde çalışmaya başladım. Emekli olduktan sonra 2013 yılında The UK College of Hypnosis and Hypnotherapy, Londra, İngiltere’de Biliş- sel-Davranışçı Hipnoterapi eğitimi ve diploması aldım. Bilişsel davranışçı

 

Psikiyatride ve sizin akademik hayatı- nızda psikoterapinin yeri nedir?

Psikoterapi tanımını araştırırsanız onlarca farklı tanımla karşılaşırsınız. Ben psikoterapiyi ‘bireyin memnun olmadığı bir durumdan, daha memnun olduğu bir duruma geçmesinde yardımcı olmak için uzman bir kişi tarafından kullanılan iletişimsel yöntemler’ olarak tanımlıyorum. Ankara Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nde asistanlık yaptığım dönemde psikodinamik psikoterapi, psikodrama ve etkileşim odaklı grup terapiler odaklı bir eğitim aldım. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi’nde çalışan kıdemlim Sayın Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur ile beraber asistanlık yaparken, onun sık sık İngiltere’ye giderek davranış- çı ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) eğitimi alması bende BDT’ye yönelen ilginin kaynağı oldu. Kendi öğretim üyeliğim döneminde ise, 2009 yılında emekli olana kadar konsültasyon liyezon psikiyatrisi yataklı servisinde uzun yıllar; biyo-psikososyal model çerçevesinde vaka formülasyonu, bireyselleştirilmiş tedavi planı ve psikoterapi süpervizyonu verdim. Emeklilik törenindeki konuşmam ilginç bir psikoterapi yöntemi olan ‘transaksiyonel analiz’ üzerineydi. Bu bağlamda, uzun yıllar hem psikoterapi eğitimi aldığım, hem de eğitim verdiğim söylenebilir

 

Psikoterapide özel ilgi alanınız nedir, bununla ilgili aldığınız eğitimleri anlatır mısınız?

Yıllar içinde çeşitli psikoterapi yöntemleri ile tanıştım ve bu psikoterapiler içinde bilişsel davranışçı terapi teknikleri (BDT) en çok ilgimi çeken yöntem oldu. İlk BDT eğitimimi ODTÜ Klinik Psikoloji’den Doç. Dr. Psk. Çiğdem Soykan’dan aldım ve 1993-1994 yıllarında Depresyonda BDT Yöntemi ile ilgili teorik ve uygulamaya yönelik ilk yayınlarımı yaptım. Takip eden yıllarda Judith Beck gibi BDT’nin önemli isimlerinden kısa süreli eğitimler aldım. Hipnoterapiye olan ilgim ise 2000’li yıllarda baş- ladı. İlk başlarda BDT uygulamalarının daha çok verbal ve dominant hemisfer odaklı olduğunu gözleyip, bazı hastalarda non-dominant hemisferi de terapi sürecine katabilen imajinasyon-zihinde canlandırma yöntemi uygulanınca terapi başarısının, devamlılığının ve sü- resinin kısaldığını fark ettim. İmajinasyonu terapime daha fazla katabilmek için bu yöntemi en fazla kullanan yaklaşımlardan hipnoterapi ile ilgilenmeye başladım ve online bir hipnoterapi eğitimine katıldım.

Fakülteden emekli olduktan sonra diğer tüm akademik işlerden uzaklaşıp, muayenehaneme odaklanınca BDT ile hipnoterapiyi nasıl birleştirebileceğim konusunu yoğun bir şekilde gündemime aldım. Kendi çabalarımla bir süre uğraştıktan sonra, İngiltere’de bir kurumun Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi Sertifikası ve ayrıca, bazı ek şartları gerçekleştirirsem, resmi nitelikte diploma verdiğini öğrendim. Bu eğitime katılmaya karar verdim. Bu bağlamda, 2013 yılında The UK College of Hypnosis and Hypnotherapy eğitim programına katılarak düzenli olarak Londra, İngiltere’ye gittim ve 135 saat yüz yüze uygulamalı eğitim aldım; eğitimi tamamlayınca BilişselDavranışçı Hipnoterapi sertifikası aldım. Daha sonra yoğun teorik okuma gerektiren ve bağımsız kişiler tarafından değerlendirilen bir sınava girip, sınavda başarılı oldum ve NCFE isimli, devlet tarafından desteklenen bir kurumca onaylı resmi bir diploma aldım; sonuçta bilişsel davranışçı hipnoterapist ünvanı ile İngiltere’de çalışabilmem için gerekli şartları tamamladım.

 

Hipnoterapi, bilişsel davranışçı terapi ve bilişsel davranışçı hipnoterapiyi temel ayrışma noktalarıyla nasıl ifadelerle tanımlarsınız?

Hipno_BDT, klasik hipnoterapi seansı yapısı içine hem davranışsal hem de bilişsel teknikler entegre ederek, bu tekniklerinin hasta tarafından özümsenmesini kolaylaştıracak dikkatin odaklandığı, motivasyonun yükseldiği, telkin etkisinin katıldığı, imajinasyon kapasitesinin yoğun kullanıldığı bir terapötik ortamın oluşturulmasını amaç- lar. Hipnoterapi bilinen en eski yapı- lanmış psikoterapi yöntemidir; genel olarak hastalıkların tedavisinde etkin yöntemlerin pek az olduğu bir dönemde ortaya çıktığından psikiyatriyle ilgili, ilgisiz birçok durumun tedavisinde denenmiş ve bazılarında başarılı olmuş bir yaklaşımdır. Kabaca, odaklanma, telkin ve imajinasyonu kullanarak hastada olumlu yönde değişim oluşturmayı amaçlar. Öte yandan, 1900’lü yılların başlarından itibaren daha kalıcı etkili ve teorik zemini çok daha güçlü psikoterapi yöntemlerinin ortaya çıkışıyla klinik kullanımı azalmaya başlamış bir yöntemdir

Bilişsel-davranışçı terapiler ise günü- müzde 2. kuşak terapiler olarak adlandırılan ve pek çok etkin tekniği içeriğinde barındıran terapilere verilen ortak addır. Pavlov ile 1990’lü yılların başında öne çıkan davranışçı akım, Jacopson, Salter, Frankl, Wolpe gibi önemli isimlerin katkılarıyla davranış değişiminde kullanılabilecek progresif kas gevşetme, sistematik (hipnotik) duyarsızlaş- tırma, üstüne gitme, yüzleşme gibi temel teknikleri psikoterapiye katmıştır. Davranışçı ekol klinisyenlerinin çoğu, günümüzdeki haliyle bilişsel model gelişene kadar, davranışı etkileyen bireysel inanç-imajinasyonlara hipnoterapi ile müdahale etmişlerdir. Michenbaum, Berne, Ellis ve Beck gibi insanın iç konuşmasıyla ilgilenen klinisyenler ise kognitive terapinin temellerini atmış, Ellis ve Beck bu modeli en üst seviyeye taşıyabilecek teorik zemini kurmuştur.

Kognitif terapi, bir uyaran varlığında ortaya çıkan duygu, düşünce, davranış ve fizyolojik tepki kalıbının, uyaranın yorumlanmasıyla bağlantılı olduğunu ileri sürer; kişinin yorumları esnetilebilir ve farklılaştırılabilirse, tepki kalıbının da değişebileceğini öngörür. Bu bağlamda ‘düşünce’ kognitif terapinin başlıca hedefidir; düşüncenin kendisi kadar, düşüncenin oluşma sürecindeki bilgi işleme hataları, işlevsel olmayan varsayımlar ve şemaları hastanın fark etmesini sağlamak terapinin önemli amaçlarındandır.

Bilişsel davranışçı hipnoterapi, 3. kuşak terapiler arasında yer alır ve nedenlerden çok kişiye uygun çözüm üretme süreçleriyle ilgilenen bir yaklaşımdır. Davranışçı ve bilişsel teorilerin henüz keşfedilmediği bir dönemde ortaya çıkan hipnoterapinin, bu modeller ile kazanılan teorik ve teknik zenginlik içinde yeniden yapılandırılmasını hedefler. Hipno_BDT, klasik hipnoterapi seansı yapısı içine hem davranışsal hem de bilişsel teknikler entegre ederek, yeni bir terapi modeli sunar. Hipno_BDT kuramı, hipnoz esnasında farklı bir bilinç durumu veya trans oluştuğunu kabul etmez; öte yandan, BDT tekniklerinin hasta tarafından özümsenmesini kolaylaştıracak dikkatin odaklandığı, motivasyonun yükseldiği, telkin etkisinin katıldığı, imajinasyon kapasitesinin yoğun kullanıldığı bir terapötik ortamın oluşturulmasını amaçlar. Hipno_BDT ile BDT tekniklerine ek olarak, bireyin kendisini huzurlu, güçlü, güvenli ve iyi hissetmesini sağlayabilecek hipnoterapi ya da farkındalık (mindfulness) teknikleri ile pozitif psikolojinin temel öğeleri de harekete ge- çirilebilir.

 

Hastalarınızda hipnoterapi uygulanması ile ilgili ön yargılar oluyor mu?

Bazı hastalar, hipnoz ya da hipnoterapi dendiğinde tedirgin olabiliyorlar. Bu hastaların çoğu hipnoz hakkında medya vb. gibi kaynaklardan edindikleri yanlış inançlar nedeniyle hipnoz uygulamalarına çekinceli bakarlar. Kendilerine, hipno_BDT ile beyinlerinin kontrol edilemeyeceği, istemediği bir şeyin kendisine yaptırılamayacağı ya da söyletilemeyeceği vb. anlatılınca çoğu rahatlarlar.

Bu tür hastalarda, hipno_BDT seansının, kişinin hoşuna giden bir filme kendisini kaptırdığında olan şeylerle benzerliği vurgulanır. Bir filme kendimizi kaptırdı- ğımızda nasıl filme odaklanır, dış uyaranlardan uzaklaşırsak, filmde olanları içimizde hisseder, ona göre tepki verirsek ve bir taraftan da bunun bir film olduğunu bilirsek, hipno_BDT seansında da benzer şeyler deneyimleneceği ve kişinin seansı istediği zaman sonlandırabileceği anlatılır. Halen tereddüdü olan hastalardan http:// www.atillasoykan.com/index_dosyalar/ hipnoz.htm sayfasına giderek hipnoz hakkında daha detaylı bilgi alması istenir. Bazı hastalar, tüm bu bilgilendirmelere rağmen ikna olmazlar; bu durumda kendilerinde hipnoz yerine ‘farkındalık’ meditasyonu teknikleri ve/veya yalnızca BDT teknikleri kullanılır.

 

Bilişsel davranışçı hipnoterapinin tedavide ne gibi yararlarını görüyorsunuz?

BDT, psikoterapiler içinde etkinliği ve koruyucu özelliği tekrar tekrar gösterilmiş yöntemlerin başında gelmektedir. Hipnoterapi ise BDT’ye göre daha kısa sürede rahatlama sağlarken, uzun süreli etkinliği BDT’ye göre, göreceli olarak, daha az bir tekniktir. Her iki teknik birleştirildiğinde, BDT’nin etkinliği ortalama %20 artmakta, terapi süresi kısalabilmektedir. Ek olarak, hipnoterapi içinde yer alan ‘iyi hissetme’ sağlayan seanslarla, hastaların semptomlarının azaltılmasıyla yetinmeyip, daha iyi hissetmeleri de sağ- lanabilmektedir. Hipno_BDT, hem BDT hem de hipnoterapinin endike olduğu alanlarda kullanılabilmektedir. Psikopatoloji üzerine BDT’nin iyi bilinen etkisinin yanına ağrı kontrolü, eğitim, motivasyon, iyi hissetme, öğrenme, bağımlılıklar gibi hipnoterapinin etkin olduğu bilinen alanlara da müdahale etmek mümkün olmaktadır.

 

Bilişsel Davranışçı Hipnoterapi’nin yaygınlaşması için herhangi bir çabanız, verdiğiniz eğitimler var mı?

İngiltere’de aldığım diploma NCFE Level 5 düzey diploma olup, Birleşik Krallığın pek çok yerinde lisanslı bilişsel davranışçı hipnoterapist olarak çalışma, eğitim verme ve eğitim aldığı kurumun logosunu kullanma hakkı veriyor bana. Bu çerçeve içinde Ankara’da 2014 yılı başında bir eğitim başlattım. Daha bu eğitime yeni başlamıştım ki Nobel firmasından Duxet Ürün Müdürü Sayın Murat Kamış ve diğer yöneticiler bu eğitime sınırsız destek vermek ve Türkiye’ye yaymak istediklerini bana bildirdiler. Memnuniyetle kabul ettim. 2014 sonunda Nobel desteğiyle başladığım eğitimler halen devam ediyor. Hipno_BDT eğitimi ‘hipnoterapi’, ‘davranış terapisi’ ve ‘bilişsel terapi’ olmak üzere 3 modül ve toplam 19 gün/kurstan olu- şuyor; ilk 5 kursu tamamlayanlar hipnoterapi modülünü tamamlamış oluyorlar. Kursların yapısı standart olup, her kurs toplam 8 saat sürüyor; 2 uygulamalı teorik eğitim ve katılımcıların birbirlerine yaptıkları 2 Hipno_BDT uygulamasını içeriyor. 2015 Şubat sonu itibarıyla Türkiye’nin çeşitli illerinde toplam sekiz kez kurs 1 ve üç kez kurs 2 yaptım. Kurslarda verdiğim eğitim İngiltere’de aldığım eğitimi içermekle birlikte, yıllar içinde edindiğim teorik ve pratik deneyimlerimi, görüşlerimi de eğitime katıyorum.

Eklemek istedikleriniz?

Günümüzün şartları maalesef psikoterapiyi psikiyatristlerin öğrenmesini ve uygulamasını zorlaştıracak nitelikte; öte yandan, psikiyatrist olmayı seçen birinin esas ilgisinin biyolojik konulara değil, insan ruhunu anlamaya yönelik olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda, bu yazıyı okuyan herkesten ‘ben ne istiyorum?’ yerine ‘ben gerçekten ne istiyorum?’ diye sormasını istiyorum. Eğer bu sorunun cevaplarından biri “iyi bir psikoterapist olmayı istiyorum” ise yolunuz uzun ama çok keyifli derim. Psikoterapi eğitimini ve kişisel gelişimi bankaya ayda bin TL koyarak binlerce TL biriktirmeye benzetiyorum ben; ömrünüzün sonuna yaklaştığınızda banka hesabınızın kabarık olmasını dilerim.